Motosiklet Teorisi
#20, Yağmurda Sürüş...
Web versiyonu, tamami icin Motosiklet Teorisi kitabina bakiniz.
Yağmurda
sürüş doğayla içiçe olan biz motorcuların başlıca
sorunlarından biri. Yağmurda görüş mesafemiz daralır,
otomobillerdeki avantajmız “sileceği”nden yoksun olmamız büyük
bir eksikliğe dönüşür, yollar kayganlaşır, yayalar
dikatsizleşir, günlük güneşlik havada dahi “görünmez” olan bizler
hepten kayboluruz diğer araçların buğulu cam ve ıslak
aynalarında…ayrıca diğer araç sürücüleri bu tip havalarda
motosiklet sürücülerini etraflarında görmeyi de beklemezler.
Yağmurda
sürüş için önce biz hazırlıklı olmalıyız bu
şartlara biraz. Motosikletler yağışta kuru havaya gore daha
fazla arıza yapar. Su hava basıncıyla bütün elektrik
devrelerinin derinliklerine kadar girebilir, “aman basınçlı suyla
motosiklet yıkamayın” diye öğütte bulunan bütün
arkadaşlarınızın tavsiyeleri boşa gider ister istemez.
Yani motorun tüm su geçirmez noktalarının gerçekten öyle olması
gerekiyor.
Yağmurda
sürüş için motosikletin ön camı olmalı, ve bu turing tipi
olmalı, lastikler bakımlı, taze, diş derinlikleri yeterli
olmalıdır. Sürüşten once tüm stop, sinyal ve farlarının
gerektiği gibi çalışır durumda olduğunu kontrol
etmelisiniz ayrıca.
Motor
hazırsa sıra size geliyor… Bir yağmurluğunuzun olması
ve çizmelerinizin su geçirmez olması şart tabii...yağmur
mevsiminde bunları motorda bulundurmakta ve yağışı
gördüğünüzde ıslanmadan evvel giymenizde fayda var. Tam kapalı
bir kaskınız olmalı ve eldivenlerinde başparmak
dışı yada işaret parmağı iç
kısmının süet olması lazim ki vizorünüzü silebilesiniz.
Kaskın havalandırması da önemli, yağış
sırasında sıcaklık düşer ve vizör kolayca
buğulanır. İşin aksi tarafı kaskın tepe hava
kanalını kapatmanız gerekir, çünkü oradan içeri su dolar ve
kaskın içi sırılsıklam oluverir hemen ki bu
buğulanmayı daha da artırır.
Elleriniz
için şayet su geçirmez eldiveniniz yoksa büyük boy bir çift
bulaşık eldiveni bulundurup bunu normal eldiveninizin üstüne
giyebilirsiniz, eldiven yenlerini ceketin/ varsa yağmurluğun üstüne
çıkartin ki kollarınızdan içeri su yürümesin. Ancak bu
plastık eldiven vizörü silmenizi zorlaştıracaktır.
Vizörde ve
otomobil ön camlarında su tutmaması için kullanılan sprey mamuller vardir, bunlardan kullanabilirsiniz.
Bunlar akrilik vizöre herhangi bir zarar vermeyecektir ama yinede
kutuların üstünü okumak iyi bir alışkanlıktır.
Sıra
sürüşe geliyor…Önce “uzun” farınızı yakarak işe
başlayın.
Yağmur
yağmaya başladıktan bir kaç saat sonra sorun değil ama, ilk
yağış anında yoldaki bütün kil, çamur, yağ, pislik,
antifriz, yakit artıklari vb. yüzeye çıkar ve yüzey özellikle trafigi
ağir yollarda çok kaygan olur.
Fren ve gazı
daha pürüzsüz, yumuşak kullanmanız gerekiyor. Takip mesafelerini
artirmak lazim...zaten öndeki araçlarin püskürttuğü su ve çamurdan da
uzaklaşmak için bu şart. Araçlari sollamaya pek meraklı
olmayın, hele kamyon,TIR gibi büyük tekerlekli araçlar bir iki dakika
süresınce bütün görüşünüzü kaybettirecek kadar çok su püskürtür
yanlardan ki o sirada yagmur yağmiyor dahi olabilir...yoldaki su yeter
buna…
Yağmurda
metal yüzeyler (menhol kapakları, ızgaralar, tren/tramvay
rayları, köprü genleşme ızgaraları vb) son derece
kayganlaşır. Plastik kaplı/boyalı (yaya geçidi çizgileri/
yol cizgileri vs.) kayganlaşır.
"Gözünüzle"
kullanmaya calışacaksınız yağışta. Motorun
baktığınız yere gitmekte olduğunu düşünün
sürekli. Hızınızı virajlarda fazla yatmaya gerek kalmayacak
şekilde ayarlamayı unutmayın.
Su
birikintisinden gecerseniz “aquaplaning” e karsi hazirlikli olun ama
unutmayın ki yağis sirasinda yolda özellikle drenaj da yeterli
degilse her zaman bir iki mm, yada daha fazla "su filmi" bulunur ve
bu da aquaplaning denilen olaya yol açabilir. Yani illa "birikinti"
olmasi gerekmez. “Aquaplaning” tekerleklerin altından kaçamayarak
sıkışan suyun aracı yoldan kaldırması – kesmesi
şeklinde özetlenebilir ve çok tehlikelidir. Böyle bir şey
başınıza gelirse yapılabilecek şeyler çok
kısıtlıdır, belki hafifçe gaz kesebilirsiniz o kadar,
gözünüzü karşıdan ayırmayın. Fren, vites, gaz ve gidonla
oynamayın, gidonu gayet relaks tutmaya ve elinizden geldigince relaks
olmaya, yapabiliyorsaniz sırıtmaya çalışın...Bu
durumda motorun bir yada iki tekerleği birden yerden kesilmiştir, düz
bir doğrultuda gitmiyorsanız düşersiniz. Yani virajlarda su
birikintisine girilmeyecek...yani gördüğünüz kadar gitmeye çok daha fazla
dikkat edeceksiniz. Aquaplaning genellikle arka tekerlekte çekiş
kaybıyla ortaya çıkar ve bunu “motorun devrinin artması ama
hızınızın değişmemesi” şeklinde
algılarsınız. Motor bu durumda yatmaya başlarsa
yapabileceğiniz tek şey yumuşak ve soğukkanlı bir
kontra tekniği ile düzeltmek olabilir.
Gece ve
yağmurda sürüşü kesinlikle tavsiye etmem. Zaten dediğim gibi
görünmüyoruz, bu şartlarda hiçkimsenin sizi görmekte olduğunu
varsayamazsınız. Bir de asfaltın rengi simsiyah olur, ve yol
çizgilerinin görünüşü de oldukça zayıflar…Çukur, engebe, su
birkintisi gibi tehlikeler tamamen görünmez hale gelir. Vizorünüzdeki su
damlacıklarının ışığı
dağıtması nedeniyle karşıdan gelen araçların
farları görüşünüzü tamamen engeller. Cok risklidir ve gereği ne olursa
olsun bu riski almaya değmez.
Kritik - kilit kelimeler...
"smooth" (düzgün-pürüzsüz-yumuşak-ani olmayan)
"gözlerle kullanmak"
"gördüğün kadar gitmek"
"uygun takip mesafesi"
"gece ve yağmur....sakın ha!"
ve tabii
"HER zaman TAM kuşam"
|
|
|
|