|
9 sene filan öncesiydi sanırım.
"Ulan oğlum," dedim kendi kendime, "motora zaten
biniyorsun, eşşeklik etme de bir ehliyet al! Bir de hesapta
kanunlara saygılı geçinirsin!" Aslında çok daha önce B
ehliyeti alırken yaşadıklarımdan dolayı
başıma gelecekleri tahmin edebiliyordum ya, hadi neyse...
Gittim bir büyük ehliyet kursuna, (sonradan kapandı
o kurs), dedim ki "Hacım ne lazım?" Adam şöyle bir
baktı, "Abi biliyorsan kullanmayı verelim, yoksa bizde ne
motor var, ne de motordan anlayan!"
Bende EL 250 var o zaman, dedim "Nema problema
komşi, şam tatlı kaç para?" E o herife de Türkçe
konuşulmaz ya! Topladım kağıtları,
bayıldım parayı, dedikler ki "Sende zaten ehliyet var,
kursa gelmene gerek yok, sınavlara gir yeter!" Bre canına
yandığımın adamı, benim o ehliyeti hakkıyla
aldığım ne malum ki? Ama kanun öyle münasip görmüş, adam
ne yapsın.
Bu arada sağlık raporu alırken
rastladığım albay emeklisi yarı kaçık ruh
doktorundan filan uzun uzadıya bahsedecek yer yok. Hazırola geçirip
gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet etmişliğim var
mıdır, onu sordu amca bey psikolojik testin parçası olaraktan,
darbe emeklisiydi zahir!
Neyse, vakit geldi, girdik yazılı sınava.
Ben sınav kağıdındaki 3 yanlış sorulmuş
soruyu tespit edip gözetmene bildirdim, ardından da 100 puanla
sınavdan çıktım. Çıktım ama kapının önünde
makaraları da koyverdim, çünkü ömrümde böyle saçma sorular görmemiş
olmama rağmen (üstelik 3 tanesi de hatalı sorulmuştu!),
kapının dışında millet geleneksel "Ay abi, hiç
çalışmadığım yerden geldi yaaa!" geyiğini
harlı ateşin üzerinde döndertmekle meşgul idi. Ben
bayağı bir zaman güldüm, yollarda insanlar deli midir diye
bakıp durdular. Eeeee, ben "MADD" adını daha dün
almamıştım ki, tabii ki çoktan civatalarımı,
somunlarımı asfalta saçmıştım bir gariban Çin motoru
misali!
Ama asıl facia ardından gelen direksiyon
sınavı olacaktı! Pis yağmurlu bir pazar günü, daha
afyonum patlamamışken kalkıp yola düştüm. Motoru çamura
sokmaya kıyamadığımdan, "Nasılsa orada bulunur
bir tane!" diye, hiç adetim olmadığı üzere başkasının
motoruna niyetlenerek kursun servisiyle anasının gözündeki
sınav alanına duhûl oldum.
Sınav alanı yarısı beton,
yarısı bataklık bir mevkii idi. Ben bataklığa
bakıp tam kendi kendime "Hovercraft ehliyetini de burada veriyorlar
zahir!" diye düşünürken, sınav hocası olduğunu
söyleyen şen şakrak, yarı çatlak bir zat-ı muhterem
"Good morning cemaat-i müslimin!" diye (şerefsizim
abartmıyorum) karşıdan bir yerlerden sökün etti. Ve dahi bataklığı
göstererek "Şurada bir tur atana helalinden ehliyet var bugün!"
diye müjdeledi!
Ehliyet almaya gelenler arasında kimler yoktu ki?
Zabıta donanımlı MZ ile gelen belediye zabıtaları,
kuryeler, EN 500 ile gelen genç bir eleman ve bir de Ford arabayla gelen bir
muhterem ki onun hikayesine de sıra gelecek.
Biz toplanmış konuşurken birşeyi
farkettim ki herkes bizimle aynı yerde sınava girmeye
çabalıyordu. Farkedilmeyecek gibi değildi, çünkü eski bir Bedford kamyonu yerinden
kaldırmaya çalışan bir öğrenci az daha üstümüze
çıkıyordu ve bizler çil yavrusu gibi dağılarak gökyüzündeki
büyük motorcunun yanına gitmekten son anda kurtulabilmiştik!
Ortalık araba kullanmayı bilmeyen bir sürü öğrencinin
haldır haldır ehliyet aldığı, kamyonların
öksürüp otobüslerin tıksırdığı bir cehenneme
dönmüştü! Kendi kendime "Mahşer yeri de böyle olsa
gerektir?" diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Uzatmayalım, bir kurye arkadaşım CG
125'ine talip oldum, o da delikanlılık edip "Ayıpsın
baba, al bunla gir sınava!" dedi. Ancak üstüne çıkınca
sirk motoruna oturmuş ayıcık gibi oluvermiştim, üstüne
üstlük motoru düz sürmeye kalkınca sağa gidiyordu! O esnada hoca
efendi arkamdan "Yallah tazyik!" diye bağırdı ve
kendimi bir anda diz boyu çamura doğru giderken buluverdim. Kaçacak yer
de yoktu, önüm çamur, sağım Bedford,
solum AS 900! Düşmemek için türlü maymunluk ederek diz boyu çamur
deryasını geçmeye başlamıştım ki, hoca efendi
yine arkamdan "All right, all right, come back, Allah kabul etsin, verdim ehliyeti!" (vallahi de billahi de abartmıyorum) diye seslendi.
Tabii içimden "Ulan çamura girmeden vereydin ya
eşşoolusu!" diye söverek dönüp, motoru kazasız
belasız sahibine teslim ettim.
Haaa, daha önce bahsettiğim Ford arabayla
sınava giren arkadaşın hikayesi nedir? Sıra ona gelince
hoca sordu, "Neyle gireceksin sınava ya müslüman?" diye. Herif
şöyle bir durdu, "Ben ömrümde motora binmedim ki!" deyiverdi!
Ben içimden "Fessuphanallah!" çekerken hoca dönüp demesin mi,
"Arkadaşa bir el atın, o kadar gelmiş, ehliyetsiz
döndürmeyelim!" diye sana?
Altı kişi (rakamla 6) toplaştık biz
bu herifin etrafına. İkimiz zabıta MZ'sini tuttuk, dört
kişi herifi kaldırıp motorun üzerine koydu. Mecburen, çünkü
herif ayağını kaldırıp motora binmeyi bile
başaramadı! Sonra herif motorun üstünde put gibi otururken, biz
etrafındaki altı kişi motorla beraber koşarak motoru
çalıştırmak için gerekli işlemleri yaptık. Biri
debriyajı sıktı, biri eliyle vitesi geçirdi, biri diğer
taraftan gazı idare etti, iki kişi motoru dengede tutarken,
altıncı eleman da herifi belinden kavrayarak motorun üzerinde
tuttu!
Bu sirk gösterisi yaklaşık 10 metre kadar
devam etmişken hoca efendi yine arkamızdan "Very good, very
good, Allah kabul
etsin, indirin arkadaşı da imzasını atıp ehliyetini
alsın!" diye bağırdı.
Tabii finalde herifçioğlunun motordan inmeye
çalışırken MZ'yi üzerimize devirdiğini ve dört
kişinin motorun altında kalıp çamura
bulandığını söylememe gerek var mı, bilemiyorum. Ben
son anda kendimi yana atıp yerinden çıkan depo kapağı
yüzünden üzerime fışkıran benzinle kurtulmayı
başarabildim. Olsun, benzin motorcunun parfümüdür.
Herşey olup bittikten sonra, potansiyel trafik
canavarları servis otobüsüne doluşurken, Fordlu genci bulup,
"Bana bak, sen niye motor ehliyeti aldın bakayım?" dedim.
O da gülüp, "Abi yarın motorlu kuryelik yapmaya
başlıyorum, ehliyeti şart koşmuşlardı da ondan
aldım!" demesin mi? "Bak," dedim müstakbel maktule,
"Bu akşam eve giderken helvalık irmik, şeker, yağ
al, öyle git madem!" Güldü, "Birşey olmaz be abi!" dedi.
Eve döndüm, bir fincan kahve yaptım. Oturup
sigaramın dumanına bakarak gerçek dünyanın nasıl da en
değme kurgu romandan daha absürd bir yer olduğunu düşünerek
günü tamamladım...
|