2004 Maine hatıratı kısım VII...

 

“Ateş günü”

 

Kampımızı kurup çene çalmaya giriştik eski ve yeni dostlarla...kimisi hala gelmeye devam ediyordu...

 

 

Bu DoctorIt motorunun arkasına “Cromag or Bust” yazmıs, yani “ne bahasına olursa olsun kampa ulasacağım”

anlamında bir laf.

 

Uzaktaki mavı ceketli benim iyi bir arkadaşım Tribeless.

O gün 600 mil sürüp geldiler. Ortada görülen çalı çırpı ağaç vs. yığını ise “bonfire” için hazırlanmış...

 

 

Bu da bir dostum, “Nachtflug” un motor dekorasyonu. Yeni bitirdiği turdan toplaldığı çıkartmalar...

 

 

Kamp partisinin merkezi olan alan... Bahçe şöminesinin arkasından bir poz,

 

 

Bu da önünden...O kütüklerin çapı 15-20cm, yaydıkları sıcaklık nefıs...

 

 

 

Önünde yayılıp bira ve sohbet harika ama o ateş yarın başıma hiç aklıma gelmeyen bir iş açacak ki sormayın...

 

 

Yemek hazırlıkarı...ev sahibesi ve hindilerin piştiği kazanlar...

Altta da et!...

Benim gibi bir vegetaryen için dehşet manzaraları...  Allahtan benim için sebzeli lazanya yapmışlardı

 

 

İşte bu olayın kahramanları Cromag ve kız arkadaşı GSGirl...

 

 

 

İşte bu da meşhur “bonfire” o gün çekilen uydu fotograflarından görünmüş ve

küresel ısınmaya katkısı bulunmuştur sanıyorum...

 

 

 

Ön plandaki Cromag...

 

 

Üstteki resimde arkadaki insanlara bakıp olayın ölçeğini tahmin edebilirsiniz...

 

Tahmin edersiniz o gece oldukça geç yattık...sebebi çadırın yerini bulamamak gibi yorumlar istemiyorum ona göre...

Aslında sabah uyandığımda “ben kimim burada ne işim var” sorularına yanıt bulmak için bir süre oyalandığımı hatırlıyorum.

 

Bu günkü “GS Tour” a katılacak olan grup erkenden yatmıştı...

Sabahın köründe bizim gibi cadde motorcularını ayağa dikti yaklaşık 60tane R1150GS ve birkaç KTM. Buna terör derler...

 

 

 

 

 

Neyse onlar gittiler kamp bize kaldı. Bu alttaki fotograflar onların o günkü maceralarından...

 

  

 

 

 

 

Canım yollar çuvala girdi sanki...peh...

 

Kendime not...”git bir GS al”

 

Neyse...bahsetmeyi unuttuğum bir aksilik vardı o sabah. Deyzi fena halde hastalanmıştı, tabii ki gıda zehirlenmesi

Çok ciddi değildi Allahtan, üstelik benim gözlerimde de garip bir yanma vardı, sanki sabun kaçmış gibi...

Deyziyi yatırdım, ben de makineyi alıp kampta yürüyüşe çıktım.

 

 

 

 

 

 

 

Ormanın serinliği ve yüzüme çarptığım soğuk dere suyu gözümdeki yanmaya iyi gelince jeton düştü...

Evvelki gece ateşin önünde çok fazla kalmıştım ve ısı ışınları aynı kaynak ışığı gibi gözümü “almış”tı.

Islak mendille soğuk kompres yapıp ben de bir süre yatmak zorunda kaldım...

 

Öğleye doğru ikimiz de iyiydik...Günlerden Cumartesi ve eve dönüş için 500mil ~ 800km yolumuz var.

Bir haftadır yollardayız, Pazartesi iş günü...mmm...

O gece kampta kalmayıp yola koyulmayı ve gece yarı yolda bir yerde kalarak Pazar öğleden sonra Manhattan a varmaya karar verdik.

Kampta kalanlarla vedalaşıp yola koyulduk...

 

Eee ne demişler “Türke durmak yaraşmaz Türk önde Türk ileri !”...

 

Allahtan hava nefis....Vermont a girer girmez şu benim diner lardan birini görüp hemen dalıyoruz...açlıktan ölüyorum..

 

 

Diner ın içinden, aynada biz...

 

 

Diner da bir de Würlitzer jukebox var. Hemen bir 25 kuruş atıp Dean Martin den birşeyler seçtim...

 

Fotografta görülen her masadaki plak seçme istasyonu. Gerçek bir Amerikan klasiği...

 

 

Sonra yaklaşık 400km yapıp bir yol kenarı motelde yattık, yine soğuk kompres yapmak zorunda kaldım gözüme...

Sabah uyandığımızda sis basmıştı ve yola koyulduk. İstikamet ev !

 

 

 

 

 

Öğleye doğru sis dağıldı...meşhur Rte 22 den doğruca güneye inmeye başladık...

 

 

Glass Lake,

 

 

Route 22,

 

 

 

 

Ve Manhattan ın kanyonları...vadileri, gayzerleri...

57. Cadde

 

Cadillac Mountain a parmak ısırttıracak dağları...

 

 

Ve böylece bu maceranın da sonuna gelmiş bulunuyoruz, 1493mil ~ 2400km yi bırakmışız geride hiç farkında olmadan...

 

Maine...rüyalarımı süsleyecek bir süre.

Güzeldi, çok güzeldi. Defalarca gidilecek, bir ömür geçirilebilecek kadar...

 

Reşat “Donald Duck” Arbaş