
Ne
zaman bir LT görsem, yani BMW K 1200 LT, içimde bir kurtlar
kıpraşır durur
. Gerçi çoğunuz biliyor artık, motoru
aynı olan bir K 1200 RS im var...daha güçlü, daha
hızlı, daha agresif, kullanması daha zor, sürrenal bezlerini
inek sağar gibi sağıyor icabında
...otur
oturduğun yerde değilmi...yok içimdeki motorcu ille onu merak eder
durur...
Merak eder ki, vallahi kendsi için merak ediyorsa namerttir yani. Varsa yoksa Deyzi nin konforu, ve siz meraklı turşucu okurlarım yüzünden...
Efendim bu KRS namlı "7of9" diye isim taktığım haydut son derece cevval bir uzun yol tosbağası olmakla birlikte gelin görün ki yolcusu için katiyen herhengi bir konfor arz etmemektedir. Eh hasbelkader yaşadığımız Gringonun ülkesinde bütün dünyanın ömrü biter yine de yol bitmez durumu olduğundan bize bu türden bir sey daha bir lazım düşüncesi peydah oldu.
Gittim BMW Manhattan a, sarın olm şurdan...yok daha neler :) dedim bir LT test etmek istiyorum, anlaştık tarihini filan belirledik ve üç gün önce sabah erkenden hem motorumu yıllık muayene için servise bıraktım hem de LT ile eve, Deyziyi de alıp gerçek bir teste çıkmak üzere yollandım.

Geçtiğimiz Cuma sabahı burada hava eni konu soğuktu, ve tedbirsizlik edip (yol sadece 5 blok, oldukça yakın) elektrikli yeleğimi almamış kendi kendime sinir yapıyordum, oraya gidinceye kadar da sabah trafiğine girmiş soğuktan içim titremeye başlamıştı. Neyse, motorun orasını burasını kabaca tarif ettiler, eh "benim motorun kasası biraz daha tombik olanı canııım" diye fazla dinleyemedim... Bir sürü kağıt imzalayıp anahtarı devraldım. İlk oturduğumda tam orta sehpadan indirmek üzere ya-Allah derken görevli Chris atıldı, "Yahu dur bak alt tarafı şu düğmeye basacan", hüooop alet kendi kendine sehpadan iniverdi. Gulp, bunu okumuştum ben halbuki...aklımdan çıkmış. Düğmeye tekrar basınca da siz ve yolcu üstündeyken yine hooop diye sehpaya kalkıveriyor...Daha ne isterim yahu!

Hay allah, bana hava atma
fırsatı doğdu satıcının şimdi seyret bak
nasıl ballandıra ballandıra...dememe kalmadı bu hakikaten
şahane özelliği, elektro-hidrolik orta sehpa yı, uzun uzun
dinledim. Bir iki de demo yaptık, tamam diye geri geri tam 400 kilolu seyi
ittirmeye başlayacakken, Chris dedi "Yahu geri vitesi
kullansana", ben çok bilirim ya geri vitesi...İyi gel dedim göster
bakalım nasılmış bu numara" Geldi
gösterdi...Vıtesi önce boşa alıyorsunuz, sonra sol diz
altınıza gelen yerdeki özel vites kolunu "R" ye, yani
geriye takıyorsunuz. Ardından sağ
başparmağınızı marş düğmesine
basılı tuttuğunuzda küçük, ama deli gibi torklu bir elektrik
motoru devreye girip 835 pound, yani 376 kg lik koca balinayı
tıpış tıpış geri yürütmeye başlıyor...
:) Vay be ! Harika! ağzım
bir anda kulaklarıma geliverdi...içimden dedim "oglum hala çocuksun
be!" Ne güzel...![]()
Eski
LT lerde vardı showroom da, bu 2005 model, baktım biraz onlara
da
başlıca farkları
Motor gücü ve torkunun 98 HP/115Nm den 116 HP.120Nm ye cıkması,
Ayrı, yeni bir uzun far eklenmesi,
Hidrolik orta sehpa,
Tamamen yeni ve gerçekten çok şık (eskisi aynı RT serisinden alınmış gibiydi) bir gösterge paneli,
Birkaç fonksiyon daha eklenmiş bir yol kompüteri
Şase azami izin verilen
ağırlığı, 600kg !, rahatça kaldırıyor
şartnamelere göre
Elektrik donanımı 12V-19A lik bir aküden
besleniyor ve 14V-840 Watt ile şarj oluyor. Bu kadar
elektriği ne yapacağız demeyin
buyrun sizi gezdireyim biraz,
görürsünüz
![]()
KRS den inip LT nin selesine oturduğunuzda şaşırtıcı bir konfor buluyor mabadınız, ve ayaklarınız rahatça yere basıveriyor, çünkü sele eski tiplere göre daha dar, ki sele yüksekliği İyüksek pozisyondaydı, değiştirmedim. Hele yola koyulup da ayklarınızı peglere aldığınızda KRS in dizleri hayli yukarda tutan ergonomisi yerini gayet konforlu bir bacak mesafesine bırakıyor. Motor bana KRS den 15-20 kg daha hafifmiş gibi geldi, oysaki kurusu 175 pound yani 79 kg daha ağır meretin! Fark tabiiki daha düşük ağırlık merkezi yüksek oturum geniş gidon açıklığı üçgeninde bitiyor. Hakimiyeti KRS e göre çok daha kolay bir mimarisi var.
Neyse
uzatmayayım, motoru çalıştıralım dedim,
çalışmadı. Hanımefendinin
immobilizer-alarmı varmış -üstelik uzaktan kontrollü-
bastık düğmesine, motorun her tarafından bir
tıkırtı geldi. Meğer bütün bagaj kilitlerı vs.
Merkezi kilit sistemi ile uzaktan kumandaya bağlıymış...pes
yani deyip çıktım trafiğe, tabii kurum kurum kuruluyorum...KRS
in ivmelenmesi yok tabii ama konfor öyle bir sarıyor ki insanı, zaten
hiçbir ivme mivme ıstemiyorsunuz. Güç gayet yerinde, 116 HP hemen her an elinizin altında. KRS den farklı olarak çok
hızlı gelmiyor istediğiniz güç, ama ne gam...tamamen başka
bir boyuttayım artık...:) Ancak birden
aşırı hızlı gitmekte olduğumu farkediyorum...hay allah, aynı sorun KRS de de var. Oğlum
yavaş...
Kontra tekniğine son derece güzel
yanıt veriyor geniş ve konforlu gidon, omuzlarım düşüyor, o
hain sırıtış suratıma yapışıyor.
Radyonun düğmesine dokunuyorum nefis bir caz sarıyor
ortalığı...vay be! Dört hoparlör, radyo ve 6
CD değiştiricili müzik sistemi ile emrime amade. Gösterge paneli bene hava sıcaklığı,
kalan yakıt miktarı, bu yakıtla ve bu sarfıyatla ne kadar daha giderim, hangi radyo istasyonu ne çalıyor,
irtifam nedir kıl tüy bir sürü bilgi sıralayıp duruyor...çok
güzel...biraz daha oynarsam bir duvara çıkacağım kesin. ![]()

Tünele giriyorum, Schuberth kaskın güneş vizörünü açıyorum, pek gerek yokmuş açmama diye düşünüyorum çünkü uzun far tünelin içinde hain bir aydınlanma sağlamış bile. Ayıp mı ediyoruz millete nedir...
Eve geliyorum, Deyzi kapıda bekliyor zaten...uzaktan
bi-bip diye bir korna çalayım diyorum- Whoa !
MduahTT-BUaaMMM diye
bir havalı korna çevremdeki kendi arabasının
kornasını bile pek duymamış Gringoları hoplatıyor
yerinden...eee, tabii beni de. Yahu ben KRS in bi-biii diye kornasına
alışığım...ulan bu nea !?
Ağzım kulaklarımı da geçiyor artık çünkü
gerektiğinde bu korna tam bir cankurtaran olabilir yani... Fotografta işte ben ve o
sırıtış...

Daha sonra Deyziyle bir saat
dolaştık. Özet olarak başka hiçbir motor bir daha binmek
istemiyor. Naaptım ben !![]()
Şaka
bir yana, arka koltuk muhteşem. Hem sele, hem
sırt daynacak yer ısıtmalı ve guzel bir deri benzeri madde
ile kaplanmış. Yolcu ayaklarını peglere değil,
floorboard denilen ayarlı basamaklara koyuyor, 100mph 160kmh a kadar cıktım bir ara hiçbir şekilde
hiçbiryerden rüzgar almıyorsunuz. 90 mph dan sonra KRS
de yolcu size yapışmazsa araya giren hava yolcu için çok
rahatsız edici olabiliyor...Ve vakum yoluyla egzoz da girmiyor kokpite.
Havalandırma muhteşem. Elektrikli
ön cam muhteşem...İlk defa bir motorda tamamen ön camın
ardında kaldım. Yüksek hızlarda bile kaskın vizörünü
açıp birşeyler konuşulabiliyor yolcu ile, varın siz
hesabedin gerisini ! Fotografta su
bahsettiğim Floor board
denılen basamaklar. Bir tanesi yerde duruyor, alttaki monte edilmemiş daha
Çok beğendim K1200LT yi...insana
insan olduğunu hissettiriyor. Tabii ben KRS ile mukayese edip
duruyorum, ki o
başka bir konsept...bir ara bir Honda Goldwing le mukayese etmek
lazım.
Bu bebek, yani 2005 K-LT, 18,500 $ aksesuarsız ve
23,500 + $ aksesurlı olarak altın, mavi ve kurşuni-siyah renk
olarak piyasada. Bu türe yatkın olan ve
Yanından
bile geçmeyin , ilk görüşte aşk
oldukça
tehlikeli maceralara sürükleyebilir insanı yani...
Bumum teknik malümat ve şartnameler
(technical specs) için; BMW
Türkiye web adresine bir
göz gezdirebilirsiniz.
Sizlere özene bezene seçtiğim birkaç Wall Paper
kalitesinde fotografı da aşağıda sunuyorum. Bakalım
beğenecekmisiniz...